Ceza muhakemesi sistemimizde, bazı işlemlerin yapıldığı sırada müdafi bulundurulması zorunlu tutulmuştur. Zorunlu müdafiliğin söz konusu olduğu haller adli makamların re’sen gözetmesi gereken durumlardan olup, soruşturma veya kovuşturma kapsamında bu hallere vakıf olunduğu takdirde, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın istemi ya da talebi olmasa bile, müdafi görevlendirilerek adli sürece devam olunması gerekmektedir.
Zorunlu müdafiliğin öngörüldüğü ve mevcut zorunlu müdafinin istifa ya da başka bir nedenle müdafiliğinin sona erdiği hallerde, şüpheli ya da sanığa yeni bir müdafi atanması gerekmektedir. Aksi durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olacaktır.[i]
1. ALT SINIRI 5 YILDAN FAZLA HAPİS CEZASI GEREKTİREN SUÇLAR
Kanunda öngörülen ceza miktarının alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ya da sanığın müdafi yardımından yararlandırılması zorunludur (CMK.m.150/3). Bu halde şüpheli ya da sanık, bulunması halinde kendi seçtiği müdafinin, kendi seçtiği müdafi yoksa baro tarafından görevlendirilen müdafinin hukuki yardımından yararlanacaktır. Bu zorunluluk, şüpheli ya da sanığın kişisel özelliklerinden (yaşı, sağlık durumu vs.) ve muhakemeye konu suçun türünden tamamen bağımsız olup, alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren her suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma evresinde şüpheli ya da sanığın müdafinin bulunması şarttır.
Soruşturma ya da kovuşturmaya konu suçun temel ya da nitelikli haline karşılık 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren müstakil bir yaptırım öngörüldüğü durumlarda, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi görevlendirilmesi gerektiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu zorunluluk, muhakemeye konu eylemin süreç dâhilinde başka ve alt sınırı 5 yıldan fazla ceza gerektiren bir suçu oluşturduğunun belirlenmesi halinde de geçerlidir. Böyle bir durumda, müdafi olmaksızın yapılan işlemlerin hükme esas alınması mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, son dönem kararlarında zorunlu müdafi görevlendirme açısından nitelikli haller ile ağırlaştırıcı sebeplerin de dikkate alınması gerektiğine hükmetmiş ve uygulamada bu yönde şekillenmiştir.[ii] Dolayısıyla oransal artırım nedenleri uygulandığında, kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını geçmesi durumunda da, zorunlu müdafi görevlendirilmesi gerekmektedir.
Yine daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olmamakla birlikte, iştirak veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sebebiyle sanığın üzerine atılı suçtan ötürü 5 yıldan fazla hapis cezasıyla karşı karşıya kalması halinde de zorunlu müdafi görevlendirilmesi gerektiği yönünde Yargıtay uygulaması da bulunmaktadır.[iii]
2. TUTUKLAMA
Tutuklama tedbiri talep edildiğinde, şüpheli ya da sanık, bizzat seçtiği bir müdafii bulunmaması halinde baro tarafından görevlendirilecek bir müdafinin yardımından faydalandırılmak zorundadır (CMK.m.101/3). Bu aşamadaki zorunluluk da suç vasfı, ceza miktarı ve failin özelliklerinden tamamen bağımsız olup, tutuklama istemi değerlendirilirken şüpheli ya da sanığın müdafi yardımından faydalandırılması şarttır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda suç türleri esas alınmak suretiyle tutukluluk süreleri belirlenmiş, bu sürelerin gerekçesi gösterilmek şartıyla ne kadar uzatılabileceği de hükme bağlanmıştır (CMK.m.102). Bu kapsamda öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli ya da sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilmek zorundadır (CMK.m.102/3). Dolayısıyla bu hallerde de kişinin seçtiği kendi müdafii yoksa baro tarafından görevlendirilen bir müdafi bulundurulması zorunludur.
Yine soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu zaman dilimi içinde ve en geç 30’ar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından şüpheli veya şüpheli müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir (CMK.m.108). Kanunda “şüpheli veya müdafiinin dinlenilmesi” şartı bulunduğundan, bu kişilerden birinin dinlenilmesi yeterli olacaktır.
3. YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ, MALULLÜK, SAĞIR VE DİLSİZLİK HALLERİ
Suç şüphesi altında olan ve müdafii bulunmayan kişi çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul (akıl hastalığı gibi) veya sağır ve dilsizse, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır (CMK.m.150/2). Bu zorunluluğa uyulması için suç vasfının ve suça karşılık kanunda öngörülen ceza miktarının hiçbir önemi yoktur; suçun türüne özgü muhakeme şartları ve ceza miktarı ne olursa olsun, ilgili kişi için müdafi görevlendirilmesi şarttır. Bununla birlikte suç şüphesi altındaki kişinin eylem tarihi itibarıyla belirtilen özelliklerden birine sahip olduğu, ancak işlem tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamış olması ya da başkaca maluliyeti bulunmaması durumunda -suça karşılık gelen hapis cezası miktarı 5 yıldan fazla değilse- zorunlu müdafilik gerekliliği ortadan kalkacaktır.[iv

4. GÖZLEM ALTINA ALINMA
Şüpheli ya da sanığın muhakemeye konu fiili işlediği yönünden akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri akıl hastası olduğunu ve bu hastalığın davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için uzman hekimin önerisi üzerine ve Cumhuriyet savcısı ile müdafinin dinlenilmesinden sonra resmi bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına kararı verilebilir(CMK.m.74/1). Dolayısıyla soruşturma evresinde sulh ceza hâkimliği, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından gözlem altına alınma hususunda karar verilirken, şüpheli ya da sanık müdafinin dinlenilmesi şarttır. Dolayısıyla şüpheli ya da sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine baro tarafından bir müdafi görevlendirilmelidir.[v]
5. SANIĞIN DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKARILMASI
Kovuşturma evresinde, davranışları nedeniyle duruşmada hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında, sanığın duruşma salonundan çıkarılması mümkündür. Bu halde mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak bu durumda mahkeme, sanığın müdafii yoksa barodan bir müdafi görevlendirilmesini isteyecektir (CMK.m.204). Bu hüküm de suçun vasfı, ceza miktarı ya da sanığın şahsi özelliklerinden bağımsız olup, her şartta uygulanmak zorundadır.
6. KAÇAK SANIK HAKKINDA DURUŞMA YAPILMASI
Hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan ya da yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye “kaçak” denir (CMK.m.247/1).
Daha önce sorgusu yapılmamış olan kaçak sanık hakkında mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi mümkün olmamakla birlikte, kaçak kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına bir engel yoktur (CMK.m.247/3). Hakkında yürütülen kovuşturma kapsamında duruşma yapılan hallerde mahkeme, müdafii olmayan kaçak sanık için barodan bir avukat görevlendirilmesini istemek zorundadır (CMK.m.247/4).
7. SERİ MUHAKEME İŞLEMLERİ
Seri muhakeme usulüne tabi suçlara ilişkin soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye seri muhakeme usulünün uygulanmasının teklif edilmesi zorunluluğu bulunmakta, kendisine seri muhakeme usulü teklif edilen şüphelinin de bu teklifi müdafi huzurunda kabul etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla şüphelinin, teklifi kabul beyanı ile kabul sonrası devam eden işlemlerde bizzat seçtiği veya baro tarafından atanmış bir müdafi yardımından faydalandırılması zorunludur (CMK.m.250/3). Bu kapsamda mahkeme, Cumhuriyet savcısının hazırladığı seri muhakeme talebiyle ilgili kararı, şüpheliyi müdafi huzurunda dinledikten sonra vermek zorundadır (CMK.m.250/9). Dolayısıyla bu aşamada da şüphelinin bizzat seçtiği ya da baro tarafından atanmış bir müdafi yardımından faydalandırılması şarttır.
[i] Yargıtay 6. CD (E: 2020/658 K: 2021/9693 T: 25.05.2021)
[ii] Yargıtay CGK (E: 2021/16-27 K: 2021/297 T: 22.06.2021)
[iii] Yargıtay 6. CD (E: 2021/22011 K: 2022/11166 T: 13.09.2022)
[iv] Yargıtay 17. CD (E: 2020/1345 K: 2020/4017 T: 12.03.2020);
Yargıtay 2. CD (E: 2022/4047 K: 2022/12333 T: 15.06.2022)
[v] Yargıtay 4. CD (E: 2018/3177 K: 2018/11051 T: 31.05.2018)
KAYNAK : Eyüp Kara, Aslan, Ahmet, Ceza Avukatı ve Savunma, 4. Baskı, Adalet Yayınevi, 2024
UYAP






