Esas Hakkındaki Mütalaa Nedir, Nasıl Olmalıdır?

Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasını sunması aynı zamanda “savunma hakkının kullanılmasıyla da ilintili” bir husustur.
Aşağı Kaydır

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için araştırılacak başka bir husus ve ortaya konulacak başka bir delil kalmaması halinde, sıra Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını sunmasına gelecektir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) esas hakkında mütalaa sunulacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece CMK’nın tercüman bulundurulacak haller başlıklı 202. maddesinin 4.b fıkrasında (Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi  üzerine sanığın sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabileceği) esas hakkında mütalaa kavramına  yer verilmiştir.

Yukarıda belirtildiği gibi CMK’da esas hakkında mütalaa sunulacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, CMK’nın 33. maddesinde yer alan “Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten… sonra verilir.” hükmü ile CMK’nın 216/1-2. fıkrasının “Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.” hükmü esas hakkındaki mütalaanın hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

CMK’nın 33 ve 216. maddelerinin anılan düzenlemeleri  gereği, yargılamanın son aşamasında Cumhuriyet savcısının dosyanın esası ile ilgili görüşünü sunması bir zorunluluktur. Uygulamada bu görüş esas hakkında mütalaa olarak adlandırılmaktadır.

Yargıtay CGK (E: 2017/1-253 K: 2021/634 T: 14.12.2021) Yerel Mahkemenin sanık hakkında kurduğu direnme kararına konu hükmün, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve CMK’nın 216/1. maddesine aykırı olacak şekilde duruşmada hazır bulunan katılan ve Cumhuriyet savcısına hiçbir söz hakkı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliğinden, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasını sunması aynı zamanda “savunma hakkının kullanılmasıyla da ilintili”[i] bir husustur. Cumhuriyet savcısının sunduğu yasal şartları taşıyan esas hakkında mütalaa, savunma hakkının etkin kullanılmasına ve mahkemenin kanaat oluşturmasına olanak sağlamaya elverişli olmalıdır.

Yargıtay CGK (E: 2013/1-76 K:2014/282 T: 27.05.2014) İddia makamının esasa ilişkin görüşünü anlaşılır ve açık bir biçimde sunmasının savunma hakkının kullanılmasıyla bağlantılı olduğunda şüphe yoktur. Zira sağlıklı bir savunma ancak sağlıklı bir iddia üzerine oturtulabilir.

Esas hakkındaki mütalaanın sunulması zorunlu ise de, esas hakkındaki mütalaanın nasıl olması ve hangi unsurları içermesi gerektiğine ilişkin mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu husus yargı içtihatlarıyla şekillenmiştir. İçtihatlara göre esas hakkındaki mütalaanın açık, anlaşılır ve gerekçeli olması, Cumhuriyet savcısının talebinin dayanaklarını ve maddi olayı içermesi gerekir. Özellikle mahkûmiyet talep edilmesi halinde mütalaa, suçun esaslı unsurlarını ve uygulanması talep edilen kanun maddelerini içermelidir. Yine birden fazla suçtan yargılama yapılması halinde, mütalaanın tüm suçlar yönünden mütalaanın taşıması gereken şartları içermesi gerekir. Aksi bir durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olacaktır.

Yargıtay CGK (E: 2022/1-460 K: 2024/186 T: 12/06/2024) Cumhuriyet savcısının bu görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya  atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir.

Yargıtay 16. CD (E: 2019/7027 K: 2019/7864 T: 12.12.2019) Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını yargılama konusu olan tüm suçlar yönünden açıklaması ve bu mütalaanın mahkûmiyet yönünde olması durumunda uygulanması talep edilen kanun ve maddelerini de kapsaması zorunlu kabul edildiğinden, Cumhuriyet savcısının sanığın SEGBİS vasıtasıyla hazır edildiği ve sanık müdafiinin de bulunduğu 05.01.2018 tarihli celsede tekrar ettiğini belirttiği 27.11.2017 tarihli esas hakkında mütalaa olarak açıkladığı ancak yukarıda izah edildiği şekilde suç isimleri ve uygulanması istenen kanun maddelerini içermeyen mütalaasıyla birlikte sanık ve müdafiinin son savunmaları alınarak mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırı…

Esas hakkındaki mütalaanın açık, anlaşılır ve gerekçeli olması, talebe konu esaslı unsurları içermesi, mahkumiyet halinde uygulanması talep edilen ceza ve güvenlik tedbirine konu maddeleri barındırması, dosya içerisindeki iddia, delil ve savunmaların ilişkilendirilmesi gerektiğinden, “dosya kapsamına göre mahkumiyetine/beraatine”, “bozma ilamına uyulmasına” gibi mütalaalar esas hakkında mütalaanın şartlarını taşımayacaktır.

Yargıtay CGK (E: 2023/ 9-185 K: 2023/250 T: 03.05.2023) Kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı, karar verilmeden önce, toplanan delillere göre esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır bir şekilde ve eğer görüşü mahkûmiyete ilişkin ise ilgili kanun ve maddelerini de göstermek suretiyle açıklamak zorunda olduğundan, 22.06.2022 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK’nın 216. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşmada ortaya konulan delile yönelik olan “Usul ve yasaya uygun Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin … tarih … sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur” şeklindeki istemin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşü alınmadan direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu kabul edilmelidir. 

Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı katılan veya katılan vekili, sanık ve sanık müdafiinin beyanları alınır.

Yargıtay 4. CD (E: 2021/42328 K: 2022/11771 T: 09.05.2022) Hükmün açıklandığı oturumda hazır bulunan sanığa, mütalaaya karşı diyecekleri ile son sözü sorulmadan karar verilmek suretiyle, CMK'nın 216. maddesine aykırı davranılması…

Sanık ya da sanık müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma sunmak üzere makul süre talep etmesi halinde, bu talebin karşılanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, istinaf ya da temyiz aşamalarında esas hakkındaki mütalaaya yönelik itirazların ileri sürülmesini ve bu mercilerce itirazların değerlendirilmesini ya da değerlendirilecek olmasını yeterli görmemekte, makul nitelikteki süre taleplerinin kabul edilmemesini hak ihlali kabul etmektedir.

AYM (BN: 2019/24514 T: 21.09.2022) Somut olayda başvurucunun cezalandırılması talebini içerir esas hakkındaki mütalaanın sunulduğu celsede Mahkeme "sanık müdafiinin talebinin yargılamanın sürüncemede kalmasına yönelik olduğu" gerekçesiyle başvurucunun savunma için ek süre talebini reddetmiştir. Söz konusu ret gerekçesinin somut olaya uygun olduğu söylenemez. Keza iddianamenin düzenlendiği 3/7/2017 tarihinden başvurucu müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulunduğu 27/4/2018 tarihine kadar 9 ay 24 günlük bir süre geçtiği ve yargılamanın da dört celsede tamamlandığı nazara alındığında başvurucu müdafiine savunmasını hazırlaması için uygun bir süre verilmesinde yargılamanın makul sürede tamamlanmasını engelleyecek bir durum söz konusu değildir. Esas hakkındaki mütalaanın sunulmasının başvuruya konu yargılama sürecinde ortaya çıkan ve mahkemenin kararını esaslı bir şekilde değiştirebilecek nitelikteki bir işlem olduğu tartışmasızdır. Yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde -somut olayın özel koşullarında- esaslı bir işleme karşı savunma yapmak için süre talebinin Mahkemece reddedilmesinin savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Başvurucunun gerekçeli karardan sonra esas hakkındaki mütalaaya karşı -üst yargılama aşamasında- yazılı olarak iddia ve itirazlarını dile getirmesi de mahkûmiyet kararını veren hâkim önünde savunma yapma noktasındaki dezavantajlı durumunu telafi etmemiştir.

Yargıtayın genel uygulaması da AYM ile aynı doğrultuda olup esas hakkında mütalaaya karşı süre talebinde bulunulması halinde, bu talebin karşılanmaması savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay 10. CD (E: 2021/19412 K: 2023/941 T: 13.02.2023) Karar duruşmasında tefhim edilen esas hakkındaki mütalaaya karşı sanık müdafiinin süre talep ettiğinin anlaşılması karşısında, bu talep konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak ve bu hakkın kullanılmasını etkisiz kılacak şekilde ek süre verilmeyerek 5271 sayılı Kanun’un 176. maddesinin dördüncü fıkrası, 190. maddesinin ikinci fıkrası ve 216. maddesine muhalefet edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

Yargıtay 3. CD (E: 2021/14106 K: 2022/7134 T: 26.10.2022) Sanık müdafiine mütalaanın tebliğinin usulüne uygun olarak karar duruşmasında bir gün önce tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, ek süre istenmesine rağmen savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak ve bu hakkın kullanılmasını etkisiz kılacak şekilde ek süre verilmeyerek CMK’nın 176/4, 190/2 ve 216. maddelerine muhalefet edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı…

Bu noktada son olarak, Cumhuriyet savcısının sunmuş olduğu esas hakkındaki mütalaasını daha sonradan değiştirmesine bir engel olmadığının belirtmekte fayda görüyoruz. Esas hakkındaki mütalaanın sonradan değiştirilmesi açısından, mütalaayı değiştiren Cumhuriyet savcısının mütalaayı sunan ya da duruşma ile ilgili sonradan görevlendirilen başka bir Cumhuriyet savcısı olması arasında bir fark yoktur. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı ile hukuk güvenliğinin korunması ve yargılamaya olan güvenin sarsılmaması için, esas hakkındaki mütalaanın değiştirilme nedeninin de açık, anlaşılır ve gerekçeli şekilde duruşma zaptına yansıtılması gerekmektedir.

 

 [i] YCGK 2023/9-76 E. - 2023/658 K., T: 13/12/2023

 KAYNAK : Eyüp Kara, Aslan, Ahmet, Ceza Avukatı ve Savunma, 4. Baskı, Adalet Yayınevi, 2024

                UYAP

               https://www.anayasa.gov.tr/ 

Diğer Makaleler