Ceza Muhakemesinde Sağır ve Dilsizlere İlişkin Özel Hükümler

Kanun koyucu sağır ve dilsizlerin hukuki durumunu yaşı küçüklere ilişkin hükümlere atıf yaparak belirlemiş olduğundan, yaşı küçüklere ilişkin ayrık hükümlerden sağır ve dilsizler de yararlanacaklardır.
Aşağı Kaydır

Genellikle doğuştan  bazen de sonradan meydana gelen sağır ve dilsizlik durumunun, kişinin ruhsal ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilediği, bu kişilerin ruhsal ve zihinsel gelişimini geç tamamladığı kabulünden hareket eden kanun koyucu, suç faili sağır ve dilsizlerin yargılanmalarına ilişkin farklı hükümler getirmiştir. 

1.Sağır ve Dilsizlik Halinin Tespiti

Kanun koyucu, ceza muhakemesi kapsamında sağır ve dilsizlerin hukuki durumunu yaşı küçüklere ilişkin hükümlere atıf yaparak belirlemiş, sadece yaş aralıklarında farklılık öngörmüştür. Yaş küçüklüğünün tespiti nüfus kaydına göre kolaylıkla tespit edilebilmekle birlikte, sağır ve dilsizlik halinin tespiti bu kadar kolay olmamaktadır. Bu nedenle sağır ve dilsizlik halinin  uzman hekimlerce tıbben tespit edilmesi gerekmektedir.

Soruşturma ya da yargılama sırasında  sağır ve dilsiz tarafından bu konuda rapor sunulabileceği gibi ilgili adli makam tarafından da rapor aldırılabilir.

Sağır ve dilsiz olduğu gerekçesiyle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesinin tatbik   edildiği sanık hakkında bu hususta rapor aldırılmadan hüküm kurulması… (Yargıtay 13. CD E: 2019/3353 K: 2019/13652  T: 02.10.2019)

Yukarda da belirtildiği gibi sağır ve dilsizliğin alanında uzman hekim ya da hekimler tarafından tespit edilmesi gerekmekte olup, adli makamların sağır ve dilsizliğin tespiti hususunda sadece gözleme dayalı olarak karar vermesi olanaklı değildir.

Sanığın, sağır ve dilsiz olup olmadığının duraksamaya neden olmayacak şekilde  tespiti  için uzman hekim ya da hekimlerden rapor aldırılması ve sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden duruşma sırasındaki gözleme dayanılarak TCK’nin 33/1.maddesinin tatbiki suretiyle yazılı şekilde cezadan indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış(Yargıtay 6. CD E: 2018/1576 K: 2020/2858 T: 21.09.2020)

Özellikle belirtmek gerekir ki, fail hakkında sağır ve dilsizlik hükümlerinin uygulanabilmesi için failin hem sağır hem de dilsiz olması şarttır. Bu iki şartın aynı anda gerçekleşmediği durumlarda sağır ve dilsizliğe ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün değildir.

Sanıklardan …'ın sadece işitme engelli oluğu, 5237 sayılı Kanun'un 33. maddesinin uygulanabilmesi için sağır ve dilsiz olması gerektiği anlaşılmakla sanık … hakkında Kanun'un 33. maddesinin uygulanmamasında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. (Yargıtay 6. CD (E: 2021/23546 K: 2023/9215 T: 09.03.2023) 

2.Ceza Sorumluluğunun Tespiti

Yukarıda da belirttiğimiz gibi sağır ve dilsizlerin cezai sorumlulukları belirlenirken yaşı küçüklere ilişkin hükümlere atıf yapılması yoluna gidilmiş, bununla birlikte farklı yaş aralıkları öngörülmüştür. 

a)0-15 Yaş Grubu Sağır ve Dilsizler

Kanuni düzenlemede, suça konu fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında 0-12 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir (TCK m. 33/1).  Dolayısıyla 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin ceza sorumlulukları bulunmamakta olup, bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılması mümkün değildir. Bununla birlikte bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması mümkündür. Bu yaş aralığındaki sağır ve dilsizler için güvenlik tedbiri uygulanması zorunlu olmayıp takdire bağlıdır. 

b)15-18 Yaş Grubu Sağır ve Dilsizler

Suça konu fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz hakkında 12-15 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir (CMK m. 33/1).  Dolayısıyla bu yaş aralığında bulunan sağır ve dilsizlerin, işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumlulukları olmayacak; tersi durumda ise ceza sorumlulukları olacaktır. Bu yaş aralığında olan sağır ve dilsizlerin öncelikle iddia olunan suça konu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadıklarının veya o fille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişip gelişmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu husustaki raporların adli tıp uzmanı ya da bu konuda uzman bilirkişiler (çocuk psikiyatri uzmanı vb.) tarafından düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu yaş aralığındaki sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadıklarının veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmediğinin anlaşılması halinde, bu kişilere ceza verilmemekle birlikte çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması zorunludur (TCK m. 33/1, 31/2).

İşledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algıladıklarının ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin varlığının uzman görüşüyle tespiti halinde ise haklarında indirimli ceza uygulanacaktır (TCK 33/1, 31/2).

c.18-21 Yaş Grubu Yaş Grubu Sağır ve Dilsizler

Suça konu fiili işlediği sırada 18-21 yaş aralığında bulunan sağır ve dilsizler hakkında 15-18 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir (CMK m. 33/1). Kanun koyucu, kural olarak bu kişilerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algıladıklarını veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince geliştiğini kabul etmiştir.

Yüksek yargının, 15-18 yaş aralığındaki çocuklardan farklı olarak, 18-21 yaş aralığındaki sağır ve dilsizler hakkında, işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişip gelişmediğine ilişkin rapor alınması gerektiği yönünde içtihatlar oluşturduğu gözlemlenmektedir.

Suç tarihi itibariyle 18-21 yaş grubunda bulunan sağır ve dilsiz olan sanık … hakkında …; varsa ilgili rapor dosya içerisine konularak, yoksa TCK’nın 32. maddesi uyarınca suç işlediği tarihte akıl hastalığı ve zayıflığı nedeni ile eylemin hukuksal anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini tamamen kaldıran veya önemli ölçüde azaltacak şekilde akıl hastalığı ve ceza ehliyeti bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınarak sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması… (Yargıtay 2. CD E: 2019/452 K: 2019/1996 T: 06.02.2019)  

Suç tarihinde 18-21 yaş grubunda olan sağır ve dilsiz sanık hakkında silahla tehdit suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor aldırılmadan, adam öldürmeye teşebbüs, silahla yağma ve konut dokunulmazlığını ihlal fiilleri nedeniyle, sanığın sağır ve dilsiz olması dikkate alınarak bu dalın uzmanı bulundurulmaksızın algılama yeteneğine ve bu fiille ilgili davranışları yönlendirme yeteneğine sahip olduğu kanaatini bildirir rapor ile yetinilerek, eksik soruşturma ile karar verilmesi kanuna aykırı…  (Yargıtay 4. CD E: 2009/56 K: 2010/3629 T: 17.05.2010) 

Sağır ve dilsizlerin, ruhsal ve zihinsel gelişimini diğer kişilere göre daha yavaş tamamlama olasılığı gözetilerek, bu yaş aralığındaki sağır ve dilsizler hakkında şüphe halinde rapor aldırılması yerinde olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, 18-21 yaş aralığında bulunan sağır ve dilsizlerin işledikleri fiile ilişkin algılama yeteneği ve bu fiille ilgili davranışları yönlendirme yeteneğinin bulunmadığı hallerde, TCK’nın 57. maddesi gereği akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması  zorunluluğudur.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 12. maddesinde, "Suça sürüklenen çocuğun aynı zamanda akıl hastası olması hâlinde, TCK'nin 31. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamına giren çocuklar hakkında, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ancak suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurduğu ve TCK'nin 31/3. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle, 5395 sayılı Kanun'un 12. maddesinin suça sürüklenen çocuk bakımından uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeksizin, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nin 32/2 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca 5395 sayılı Kanun'un 5/1-d bendi gereği sağlık tedbiri uygulanmasına karar verilmesi…(Yargıtay 3. CD  E: 2019/14463 K: 2020/4157 T: 02.03.2020)    

Bu yaş aralığında bulunan sağır ve dilsizlerin ceza sorumlulukları tam olmakla birlikte haklarında indirimli ceza uygulaması yapılmak zorundadır (TCK m. 33/1,  31/3).

5237 sayılı TCK'nın 33/1. maddesi uyarınca, sanığın, 18-21 yaş grubunda sağır ve dilsiz olması nedeniyle, 15-18 yaş grubundaki çocuklara ilişkin hükümlere tabi olması karşısında sanık hakkında TCK'nın 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanması gerektiğinin  gözetilmemesi… ( Yargıtay 13. CD E: 2019/489 K: 2019/11166 T: 26.06.2019)

d.21 Yaşından Büyükler Yaş Grubu Sağır ve Dilsizler 

21 yaşından büyük olan sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluklarının tam olduğunu kabul etmiş olmakla birlikte 21 yaşından büyük sağır ve dilsizlerin ruhsal ve zihinsel gelişim yönünden geri kalmaları olasıdır. Bu nedenle, kovuşturma kapsamında işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin iyi gözlemlenmesi ve şüphe doğması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında heyet raporu aldırılması gerekir.

Suç tarihinde 21 yaşını tamamlamış olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 33/1. maddesinde cezada indirim öngörülmediğinden, yasa ve madde gerekçesinde bu konumdaki kişilerin işledikleri fiil açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığı yönünde ortaya çıkabilecek sorunla ilgili olarak akıl hastalarına ilişkin sorumluluk rejiminin göz önünde bulundurulması gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 32/1-2. maddesi gereğince, üzerine atılı suçun anlam ve sonuçlarını algılama veya bu eylemle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı ya da azalmış olup olmadığı konusunda rapor düzenlettirilmesinden sonra hukuki durumunun saptanmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş…(Yargıtay 6. CD E: 2007/11128 K: 2011/47037 T: 05.12.2011) 

3.Sağır ve Dilsizlere İlişkin Özel Kovuşturma Usulleri 

a.Yaş Küçüklüğüne İlişkin Hükümlerin Uygulanması

Kanun koyucu sağır ve dilsizlerin hukuki durumunu yaşı küçüklere ilişkin hükümlere atıf yaparak belirlemiş olduğundan, yaşı küçüklere ilişkin ayrık hükümlerden  sağır ve dilsizler de yararlanacaklardır. Dolayısıyla yaşı küçüklere ilişkin sosyal inceleme raporu alınması, hak yoksunluğu uygulanamaması, hapis cezasının ertelenmesine esas süre, seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu, tekerrür hükümlerinin uygulanamaması, zamanaşımı süreleri gibi ayrık özel düzenlemelerden sağır ve dilsizlerde yararlanacaklardır.   

Dosyadaki nüfus kaydında 01.01.1997 olarak belirtilen tescile göre suç tarihinde on altı yaşı içerisinde bulunup sağır ve dilsiz olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 33. maddesi uyarınca on iki - on beş yaş grubundaki  çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, 5237 sayılı TCK'nın 102/2. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı ile belirtilen durumda suça sürüklenen çocuk açısından dikkate alındığında müsnet suçun aynı Kanunun 66/1-d, 66/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık olağan dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen suça sürüklenen çocuğun mahkeme sorgusunun yapıldığı 08.07.2014 ile inceleme tarihi arasında bu sürenin geçtiği anlaşıldığından… (Yargıtay 9. CD E: 2021/6861 K: 2022/11643 T: 20.12.2022) 

Sağır ve dilsiz, ayrıca suç tarihi itibariyle 20 yaşında olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi yollaması ile 15-18 yaş arası küçüklere uygulanacak hükümler tatbik edilmesi gerektiği halde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi… (Yargıtay 3. CD E: 2020/6765 K: 2020/8165 T: 30.06.2020) 

Hırsızlık suçu için; …’nun suç tarihi itibarıyla 18 yaşını ikmal edip sağır ve dilsiz olduğu cihetle…, müsnet bu suçtan hükmolunan netice 2 yıl 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nun 51/1. maddesindeki "Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır." şeklindeki düzenlemeye göre erteleme sınırları kapsamında olduğu halde verilen mahkumiyet kararı neticesinde erteleme kurumunun uygulanmama gerekçesinin gösterilmemesi… (Yargıtay 17 . CD (E: 2019/3946 K : 2019/5566 T: 16.04.2019) 

Suç tarihinde 19 yaşında olan sağır ve dilsiz sanığın 5237 sayılı TCK'nın 33/son maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 31/3. maddesi gereğince 15-18 yaş arasındakilerin hükümlerine tabi olduğu, dolayısıyla 5275 sayılı Yasanın 106/4. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi(Yargıtay 17 . CD  E: 2015/7822 K: 2015/2020 T: 11.05.2015) 

Suç tarihinde 18 yaşını tamamlamış olan sağır ve dilsiz sanık, 5237 sayılı TCK’nın 33/1. maddesine göre on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlere tabi olduğundan, adli sicil kaydında suç tarihinden önce hapis cezası mahkûmiyeti de bulunmadığından, tayin edilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesine göre para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi kanuna aykırı(Yargıtay 17. CD E: 2019/2829 K: 2019/5188 T: 10.04.2019) 

5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18-21 yaş aralığında olan sağır ve dilsizler hakkında aynı kanunun 31/3. maddesinde belirtilen 15-18 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı…, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih, … E-… K sayılı ilamına konu suçu işlediği sırada 18-21 yaş aralığında olan sağır ve dilsiz sanık hakkında bu mahkûmiyet hükmü nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 58/5. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi bozmayı gerektirmiş…(Yargıtay 2. CD (E: 2016/19401 K: 2016/16964 T: 14.12.2016) 

Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş olup 21 yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz sanık … hakkında  5237 sayılı TCK'nın 33. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği…, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını  yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden  yazılı şekilde hüküm kurulması, (Yargıtay 2. CD E: 2020/12811 K: 2021/16003 T: 055.10.2021) 

Ayrıca belirtmek gerekir ki sağır ve dilsiz kişinin 18 yaşından küçük olması halinde, aynı zamanda çocuk sıfatı da taşıdığından, suça sürüklenen çocukların yargılanmalarına ilişkin tüm kurallar (ihtisas mahkemesinde yargılanma, zorunlu kapalılık vs.) bu yaş grubu sağır ve dilsizler için de geçerlidir. 

b.Zorunlu Müdafi

Müdafii bulunmayan sağır ve dilsize istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilmesi zorunlu olup (CMK m. 150/2) yargılamaya konu suçun türü ya da ceza miktarı ile yaşının bir önemi olmaksızın, sağır ve dilsiz kişinin müdafi yardımından faydalandırılması zorunludur.

Suç tarihinde sağır ve dilsiz olan sanık …’e savunması alınırken 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda yargılamaya devam edilip hükümlülüğe karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması kanuna aykırı… (Yargıtay 17. CD E: 2020/2630 K: 2020/6574 T: 29.06.2020) 

c.Tercüman Yardımıyla Sorgu

Sağır ve dilsiz olan kişilerin genel olarak kendilerine özgü işaret dilini kullanmaları nedeniyle beyanlarının bu konuda uzman tercüman aracılığıyla alınması gerekmektedir.

Sağır ve dilsiz olduğu anlaşılan sanık …’in re’sen seçilecek tarafsız bir tercüman eşliğinde savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, diğer sanık olan babası N…’in tercümanlık yaptığı savunması ile yetinilerek savunma hakkının kısıtlanması kanuna aykırı… (Yargıtay 2. CD E: 2019/452 K: 2019/1996 T: 06.02.2019)

d.Basit Yargılama Usulü Yasağı

Basit yargılama usulünün sağır ve dilsizler hakkında uygulanmasını yasaklayan kanun hükmünün (CMK. m. 251/7), Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve  2024/66 E., 2024/188 K, sayılı kararı ile "…sağır ve dilsizlik..." yönünden iptal edilmesi nedeniyle, bu usulün sağır ve dilsizler yönünden de uygulanması mümkün hale gelmiştir.

e.Seri Muhakeme Usulü Yasağı

Seri yargılama usulünün sağır ve dilsizler hakkında uygulanmasını yasaklayan kanun hükmünün (CMK. m. 250/12), Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve  2024/66 E., 2024/188 K, sayılı kararı ile "…sağır ve dilsizlik..." yönünden iptal edilmesi nedeniyle, bu usulün sağır ve dilsizler yönünden de uygulanması mümkün hale gelmiştir.

(Bu makale İstanbul  Anadolu Adliyesi Dergisi'nde yayınlanmıştır) 

Diğer Makaleler